GEZİ » Ağrı Dağı’nın eteğindeki Doğubayazıt
24 Ocak 2013 Perşembe 

 

Tarih yeni bir çizik attığında dünya şafağına, gözler yeniden güneşin büyülü pırıltısına bakar. Diller, bir efsaneyi fısıldar güneşin doğduğu zirveden, güneşi kaybetmeyen zirveye doğru…Ve yaşam bir kez daha Ağrı Dağı’nda başlar, yaşamın ritmi Ağrı Dağı’nda atar.

 

Gözdenur Gürsoy-Didem Ayça Karagöz

Ağrı Dağı’na geldiğinizde inanılmaz yüksekliğine, buzullarına, misafirperver insanlarına, değişik yapısal görünümlerine, kar sınırına kadar kaplı otluklarına, çeşitli ve rengarenk olan çiçekli dağ çayırlarına rastlarsınız. Bu çayırlar arasındayken yaşamın orda başlayıp bitmeyeceğini sanırsınız adeta. Güzelliğinin büyüsüne kapılır ve o duygu seli içerisinde kaybolursunuz. Yerli, yabancı herkesin dikkatini çeken bu yer; dağcılar için adrenalin kaynağıdır.

“KUTSAL KİTAPLARDA ADI GEÇEN DAĞ”

Volkanik bir dağ olan Ağrı Dağı, bilindiği üzere ülkemizin en yüksek dağıdır. Zirvesi 4 mevsim boyunca erimeyen kar ve takke buzulu ile kaplı olan Ağrı Dağı, Türkiye'nin doğu ucunda, Ağrı ilininsınırları içerisinde yer almaktadır. Ağrı Dağı, Büyük Ağrı ve Küçük Ağrı olmak üzere ikiye ayrılır. Büyük Ağrı’nın bir tarafı Iğdır’a, diğer tarafı ise Doğubayazıt’a bakmaktadır. Küçük Ağrı ise Ermenistan tarafına bakmaktadır.Kutsal kitaplarda yer alan Tufan’dan sonra Nuh’un Gemisi’ne ev sahipliği yapan Ağrı Dağı, dini inanışı dolayısıyla efsanevi kimliğiyle de ön plana çıkan bir dağdır. Bu doğa harikası dağ, kutsal kitaplarda birçok farklı adla anılır. Kimisinde Ararat diye geçer, kimisinde Kuh-i Nuh, kimisindeyse adı Cebel el Haris’tir.

“Ağrı” denince akla ilk gelen yerlerden biri de Doğubayazıt’tır.  Doğubayazıt Ağrı'nın en eski, tarihi ve gelişmiş ilçesidir. Kendi adını taşıyan ovanın güneydoğusunda kurulan bu kent turistlerin ilgi odağı olmuştur. Doğubayazıt’ın kültürel zenginliklerinden bazıları: Ağrı Dağı, Meteor çukuru, Buz mağarası, Nuh'un gemisiile eski Beyazıt Kalesi, İshak Paşa Sarayı, Eski Beyazıt Cami, Giriktepe üzerinde bulunan Urartu Krallığı’ndanİspunive oğlu Menua’nın devirlerine ait olduğu anlaşılan tapınak ve saray kalıntıları bunların arasındadır. Aynı zamanda eski Bayazıt’takiÊhmed-i Xani Seslitaş köyündeki Halife Yusuf türbeleri de burada önemli yer tutar ve çok sayıda turistin de uğrak yeridir.

DOĞUBAYAZIT EN GÜZEL BURDAN İZLENİR

İshak Paşa Sarayı, saraydan öte bir külliyedir. İstanbul Topkapı Sarayı’ndan sonra son devirde yapılmış sarayların en ünlüsü olan İshakpaşa Sarayı, Doğubayazıt’ın güneydoğusunda, Eski Doğubayazıt’ın kayalıkları üzerinde yapılmıştır. Aradan geçen yıllar ondan intikam almamış ve hala dimdik ayakta durmaktadır. Tarihin tanığını gezerken ikinci avluya bakan Harem girişi üzerinde bulunan sekiz satırlık uzun kitabenin orta kısmında yer alan veOsmanlı Türkçesi ile yazılmış olan mısralar dikkat çeker;

“Bin yüz ile doksan dokuz oldu buna tarih,

İshâkamerâm  üzere kerem kıl dü  cihânü”

Bu dizelerden şunu anlıyoruz ki; II. İshak Paşa’nın kendi adını taşıyan kitabeyi Harem girişi üzerine koydurmuştur.

Hep Nemrut’tan izlenir güneşin doğuşu ve batışı. Nemrut dışında bir de İshak Paşa Sarayı’ndan izlemek lazım güneşin doğuşu ve batışını. Çünkü güneş ışıkları burada size o kadar yakın görünür ki, sanki sizi kucaklıyormuş gibi, sanki en yakın arkadaşınızmış gibi sizi karşılar. Sadece güneşi seyre dalınmaz buradan. Bir de Doğubayazıt’ı da seyre dalmak lazım. En güzel buradan izlenir Doğubayazıt. Sarayın arka tarafından Doğubayazıt’ı tüm çıplaklığıyla görebilirsiniz. Sarayın terasına çıktığınızda ise karşınıza tüm tarihi dokusuyla Ehmed-i Xani türbesi ve Eski Bayazıt türbesi güneşin altında size kendisini sergileyecektir. Doğubayazıt’ın en uğrak yerlerinden biri de Filozof Ahmed-i Hani Türbesi’dir. Dini günlerde önem taşıyan bu türbede özel günlerde ibadetler yapılır, dualar okunur ve namaz kılınır. Burası insanlar için huzuru buldukları ve ibadethane olarak kullandıkları bir türbedir.Ağrı’da küçükbaş hayvancılığın fazla yapılması nedeniyle halıcılık en önemli el sanatıdır. Bunun yanında kilim, kazak, keçe ve çorap gibi el sanatları da vardır.

Mutlaka…

·         İshak Paşa Sarayı’nı görmeden,

·         Dağcılar için, Türkiye ve Avrupa’nın en yüksek dağı olan Ağrı Dağı’na çıkmadan,

·         Ahmed-i Hani Türbesi’nde dua etmeden,

·         Nuh’un Tufanı’nın resmini çekmeden,

·         Ağrı Dağı’nın eteğinde yürüyüş yapmadan,

·         Abdigör Köftesini tatmadan,

·         Kış ayları için bir kaç çift tiftik eldiven ve çorap almadandönmeyin!

Bu haber 2342 defa okundu
Yorumlar
Bu Habere henüz yorum yapılmadı.