ÜNİVERSİTEDEN » "Sosyal Medya Bağımlılığı ve Değişen Mahremiyet Algısı"
15 Ekim 2019 Salı 

Haber: Özcan Kılıç – Vehbi Demir

 

Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Ersin Diker, "Sosyal Medya Bağımlılığı ve Değişen Mahremiyet Algısı" seminerini İlahiyat Fakültesi toplantı salonunda gerçekleştirdi. Seminere, ilahiyat fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Ali Kuzudişli,Temel İslam Bilimleri Bölüm Başkanı Doç. Dr. Fetullah Yılmaz, Felsefe ve Din Bilimleri Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Celal Yeşilçayır, öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.

 

“DİJİTAL YA DA SOSYAL MEDYA BAĞIMLILIĞI BİR DİJİTAL ÇAĞ HASTALIĞIDIR”

 

Diker, sosyal medya bağımlılığının dijital çağın bir hastalığı olarak görüldüğünü vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bir insan her beş dakikada bir telefonuna bakıp duruyorsa bu gösteriyor ki o insan dijital bağımlılığa yakalanmıştır. Günümüzde birçok dijital hastalıklar ya da dijital rahatsızlıkların, insanın günlük yaşantısı üzerinde olumsuz etkileri bulunmaktadır. Yapılan araştırmalar dijital ya da sosyal medya bağımlısı insanlarda özgüven eksikliği, konuşma bozukluğu, kişinin yeterince kendini ifade edememesi, sosyal kaygı, depresyon, mutsuzluk, gerçek hayattan tatminsizlik, endişe, huzursuzluk ve sıkıntı gibi duygusal ve davranışsal rahatsızlıkların oluşabileceğini bizlere göstermektedir. Sosyal medya, internet ya da cep telefonu bağımlılığı özellikle gençler arasında yaygınlaşmaktadır. Dijital rahatsızlıklar olarak adlandırılan rahatsızlıkların başında FOMO – Fear of Missing Out yani Gündemi Kaçırma Korkusu ve Nomofobi, cep telefonsuz kalma korkusu cep telefonu yoluyla iletimden kopmaktan korkma duygusu dikkat çekmektedir. Bu tür rahatsızlıklara ya da davranışlara yakalanmamak için dijital diyet yapılmalı, kişiler belli hobiler edinmeli, sosyal aktivitelere daha çok katılmalı, ailesine ve sevdiklerine daha fazla vakit ayırmalı ve yüz yüze iletişimin gücüne inanmalıdır” dedi.

 

“SIFIR ARKADAŞ VE ÖLMÜŞ BİR PROFİL İLE DİJİTAL ÖLÜM GERÇEKLEŞİR”

 

Sosyal medyanın kimi zaman insanları daha çok yalnızlaştırabileceğini söyleyen Diker, “Bireyler sosyalleşmek amacıyla sosyal medya ortamlarında çok fazla zaman harcadığında beklediği sosyalleşme duygusunu tatmin edemediği zaman kendini daha fazla yalnız hissetmekte ve bu durum da insanı dijital yalnızlığa itmektedir. Toplum olarak meraklı insanlarız, olayları ve kişileri takip etmek, tabiri caizse dikizlemek ve dikizlenmek arzusu  diğer bir ifade ile beğenilmek ve popüler olmak arzusu sosyal medyada çokça zaman harcamamıza hatta bağımlı olmamıza yol açıyor. Sosyalleşme ihtiyacımızı sosyal medyada karşılayamadığımız zaman insanın psikolojisinin bozulduğu, depresyona girdiği, bunalıma girdiği ve mutsuzlaştığı araştırmalar sonucu ortaya çıkıyor ve bizi bir dijital yalnızlığa itiyor. Biz yalnızlıktan kurtulmak için sosyal medyadayız, orada arkadaşlık yapıyoruz gerçek hayatta on tane arkadaşı olmayan insanların orada yüzlerce arkadaşı var. Sosyal medyada yalnız kaldığımızda sıfır arkadaş ve ölmüş bir profil dijital ölüm gerçekleşmiştir” ifadelerini kullandı.

 

“SOSYAL MEDYA MAHREMİYET ALGIMIZI DEĞİŞTİRDİ”

 

Son olarak sosyal medyadaki mahremiyet algısına değinen Diker, ”Sosyal medya mahremiyet algımızı değiştirdi. Artık öyle bir hale geldik ki sosyal medyada her şeyimizi paylaşıyoruz.  Mahremiyetimizin sınırlarını aştık, gerçek hayatta evimizin perdelerini çekerken sosyal medyada perdelerimizi sonuna kadar açabiliyoruz. Yaşam artık bir şovdan ibaret. Tüm inançlar ve kutsallar bir şova dönüştürülmüş, gösteri toplumundan, gösteren bireylere, gözetleyenden, gönüllü gözetlenenlere dönüştük” şeklinde konuştu.

Bu haber 204 defa okundu
Yorumlar
Bu Habere henüz yorum yapılmadı.