SPOR » Onlar, yüksek dağların şampiyon çobanları
1 Mayıs 2019 Çarşamba 

Orhan ve Onur Öztürk kardeşler yıllarca, dağlarda koyun yetiştirerek ailelerinin geçim kaynağı oldular. Gümüşhane Atletizm İl Koordinatörü Ertuğrul Sarı ile tanıştıktan sonra ise hayatları değişti. Yırtık ayakkabısı ile Ortaokullar Arası Atletizm Yarışması'nda birinci gelen Orhan Öztürk, başarısıyla Ertuğrul Sarı'yı etkiledi. Sarı, Orhan ve Onur Öztürk kardeşleri yetiştirmek için, bir yılda çobanlıktan kazandıkları parayı çocukların babasına verdi. Daha sonra çoban kardeşler çalışacak alanları olmadığı halde, yollarda koşarak, Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen 11. Dünya Yıldızlar Dağ Koşusu'nda Dünya İkinciliği ve Dağ Koşusu B Kategorisi Dünya Birinciliği, Okullar Arası Atletizm Şampiyonası Türkiye Birinciliği, 2015 yılı Dünya Okullar Arası Atletizm Takım Birinciliği olmak üzere ulusal ve uluslararası alanda pek çok başarı elde ettiler.

 

Haber: Muhammed Bulut

 

Atletizm, bir pist veya belli bir alanda yapılan, dünyanın en eski sporlarından biri olarak biliniyor. Bu oyunlarda atletler koşu, yürüyüş ve atlama gibi farklı alanlardaki yeteneklerini gösteriyorlar. Bilinen ilk koşu yarışı ise MÖ 3800'lü yıllara dayanıyor. Mısır'da düzenlenen ilk atletizm koşusunun aksine, en ünlü atletizm yarışmaları, ilk kez Eski Yunanistan'da düzenlenen Olimpiyat Oyunları'nda gerçekleşmiş. Tarihi bu kadar eskiye dayanan atletizm sporu, ona gönül verenler için, ter dökmenin ötesinde gayretin ve hırsın sporu. Biri 17, diğeri 16 yaşında olan Onur ve Orhan Öztürk kardeşler de onlardan ikisi. Trabzon’un Arsin ilçesine bağlı İşhan köyünde çobanlık yapan kardeşler, atletizm sporuyla farklı bir şekilde tanışır. Atletizmle olan ilişkileri öyle bir hal alır ki, ikisi de başarıdan başarıya koşar. Çobanlık yaparken başladıkları atletizm sporu, ikisinin de hayatını değiştirir. Bir müsabakada yırtık ayakkabısı ile koşarken Orhan Öztürk'ü fark eden ve elinden tutan Gümüşhane Atletizm İl Koordinatörü Ertuğrul Sarı, Onur Öztürk'ü de çeker alır. Geçim kaynakları olan çocuklarının atletizmle ilgilenmesini istemeyen ailenin de ikna edilmesiyle çoban kardeşler için engel kalmaz. Bundan sonra sıkı çalışan kardeşler milli takıma girerek ulusal ve uluslararası alanda pek çok başarıya imza atar. Orhan Öztürk, Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen 11. Dünya Yıldızlar Dağ Koşusu'nda Dünya İkinciliği, 2015 yılı Dünya Okullar Arası Atletizm Takım Birinciliği, 2015 yılı Türkiye Bölgesel Kros Ligleri'nde Tokat'ta Ferdi Birincilik, Trabzon Kros Liginde Ferdi İkincilik, Rize Kros Liginde Ferdi Birincilik elde etti. Onur Öztürk ise, Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenen 11. Dünya Yıldızlar Dağ Koşusu B Kategorisi Dünya Birinciliği, Okullar Arası Atletizm Şampiyonası Türkiye Birinciliği, Dağ Koşusu Dünya Seçmelerinde B Takımı Türkiye Altıncılığı, 2015 Yılı Rize Küçükler Kros Ligi Birinciliği, 2015 Yılı Samsun Küçükler Kros Ligi İkinciliği, 2015 Yılı Trabzon Küçükler Kros Ligi Birinciliği kazandı.

 

Yırtık ayakkabıyla koşarken keşfedilir

 

Öztürk kardeşlerin hayatını değiştiren, onları keşfedip tecrübelerini kardeşlerle paylaşan Gümüşhane Atletizm İl Koordinatörü Ertuğrul Sarı; "Orhan’la tanışmamız tamamen bir rastlantı oldu. Ortaokullar Arası Atletizm Yarışması'nda baktım ki böyle çelimsiz, kara kuru bir çocuk koşuyor. Ayağında yırtık ayakkabısıyla o yarışmada birinci oldu. O zaman bu çocuk kim diye araştırdım. Beden eğitimi öğretmenine sordum. Yatılı bölge ilköğretim okulunda okuduğunu söyledi. Bir yaylada, dağ köyünde kaldığını öğrendim. Daha sonra ailesini araştırmaya başladık ve ailesini bulduk. Ailesiyle görüştük ilk süreçte ailesi atletizm yapmalarına karşı çıktı. Çünkü ailesi Orhan’ı ücretli olarak çobanlık yapsın diye farklı köylere yolluyordu. Bu da onların geçim kaynağı olmuştu. Aile hayvancılıkla uğraştığı için Orhan yazları kardeşi ile çobanlık yapmak zorunda kalıyordu." diyerek çoban kardeşlerle tanışma macerasını anlatıyor.

 

"Bir süre sonra ailesi Orhan’ı bir köye çoban olarak vermeye çalıştı. Ben de babasına çok sinirlendim. Ailesine Orhan’ın çobanlıktan ne kadar kazandıracağını sordum ve ücreti benim karşılayacağımı söyledim. Ailesini o şekilde ikna ettim ve o sezon bizde kaldı Orhan ve Onur. Onur’u da futbol oynarken gördüm ve o şekilde atletizme dahil ettim. O sezon, yaz boyunca Gümüşhane’de kaldık ve çalıştık. Daha sonra Erzurum'da kamp yaptık ve akabinde Çek Cumhuriyeti'ne gittik. Burada dünya şampiyonu olduk. Orhan ve Onur’la çalışma geçmişimiz kısa sürdü. Buna rağmen çok büyük başarılar elde ettik. Çocuklarımızın çok yetenekli ve çalışkan olmaları başarıyı elde etmemizde kilit rol oynadı. Neredeyse senenin 365 günü çalışarak eksikliklerimizi giderdik." diyor Ertuğrul Sarı.

 

"Ailemizden destek göremedik"

 

"Başarısız insanların yollarındaki taşlar, başarılı olanlar için birer basamaktır." Flaubert’in bu sözü, bütün imkansızlıklara rağmen vazgeçmeyen, önlerine çıkan bütün sıkıntıları başarıya giden yolda bir basamak olarak gören çoban kardeşleri özetliyor. Başarı elde edene kadar ailelerinden herhangi bir destek görmediklerini belirten Orhan Öztürk o süreci şöyle anlatıyor, "Ben bu spora başlarken annemden de babamdan da destek görmedim. Ailemden gizli gizli, onlardan kaçarak koşmaya devam ettim. Ailem Trabzon’da olduğu için Gümüşhane’ye Ertuğrul hocamın yanına kaçtım. Her şeyi koşabilmek adına yaptım. Ertuğrul hoca ailemi ikna etmeye çalıştıktan sonra babam biraz destek çıktı. Ama annem yine destek olmadı. İlerleyen süreçte bu sefer durum tam tersine döndü. Annem destek olunca babam desteğini üstümüzden çekti. Fakat dünya çapında derece elde ettikten sonra ikisi de hem bana hem kardeşime destek oldular. Ailemin desteği konusunda da yine bir diğer önemli faktör amcam olmuştur. Onun desteğini aldıktan sonra ailem bize bu konuda destek olmaya ikna oldular."

 

Halk, yollarda koşmalarını yadırgar

 

Ailelerinin desteğini uzun süre alamayan kardeşlerin tek sorunu bu değildir elbette. Çoban kardeşlerin içinde bulunduğu hayat şartları, yeteneklerini geliştirmelerine ve spor için gerekli olan malzemeleri karşılamalarına yeterli değildir. Gümüşhane’de atletizm sporu için bir çalışma alanı da mevcut değildir. Sporcular antrenmanlarını yol üzerinde koşular yaparak tamamlamaya çalışıyorlar. Burada yapılan antrenmanlarda ise sporcular, arabaların çıkardığı egzos dumanlarına maruz kalıyorlar. Bu durum ayrıca giydikleri ayakkabıların daha çabuk yıpranmasına sebebiyet veriyor. Tek geçim kaynakları olan hayvancılığa ara vermek zorunda kalan çoban kardeşler, sporla ilgili ihtiyaçlarını ise Ertuğrul Sarı hocanın her ay başında öğretmenler toplantısında topladığı paralarla karşılamaya çalışıyor. Ayrıca Gümüşhane halkının yol üzerinde koşan bu sporculara bakış açısı da çoban kardeşlerin işini zorlaştırıyor. Kardeşlerden Onur Öztürk yaşadıkları o zorlu durumları şöyle anlatıyor, "Halkın  bizim yollarda antrenman yapmamıza verdiği tuhaf tepkiler oldu. Yol üstünde antrenman yaptığımız vakitlerde üstümüze araba süren, dalga geçen insanlar bile oldu. Yollarda koşu yapmak zorunda olduğumuz için arabalardan korkuyorduk. İnsanlar bize şortla koştuğumuz için tuhaf tuhaf bakışlar atıyorlardı. Yanımızda koşan küçük bayan arkadaşlarımız oluyordu. Onlar da şortla koşmak durumunda. Bu yüzden de çevreden büyük tepkiler aldık. Çalışacak alanımız olmadığı için yollarda antrenman yapmak zorunda kaldık. Bu da bizim üzerimizde kötü etkiler bıraktı. Arabaların çıkardığı dumanlar bizi bu konuda olumsuz etkiledi."

 

"Köyde büyüyen sporcular daha şanslı"

 

Pek çok zorluk yaşar çoban kardeşler. Ancak bu zorluklara rağmen çobanlık yapmalarının birçok avantajını görürler Orhan ve Onur Öztürk. Yüksek rakımlı dağlarda büyüdükleri için şehirde yaşayan sporculara göre daha kuvvetli ve çeviktirler. Bunun meyvesini ilerleyen zamanlarda alırlar. Orhan Öztürk dağ köyünde büyümüş olmalarının avantajını şöyle dile getiriyor, "Bazı köylerde çok yüksek rakımlı dağlarda kaldığımız oluyordu. Oksijen miktarının oralarda daha fazla olması daha sağlıklı olmamızı sağlıyor. Bu da atletizm açısından bizlere büyük avantaj sağlıyor. Çünkü dağlarda olduğumuz için vücut kaslarımız daha kuvvetli ve dayanıklı. Bu yüzden şehirde yaşayan sporcularla, köyde yaşayan sporcular arasında dağlar kadar fark var." Başarılarını zor şartlar altında kazanır çoban kardeşler. Şampiyon olduktan sonra gerekli değeri de görmezler. Fakat bu onların atletizme olan inançlarını zayıflatsa da spordan uzaklaştırmaya yetmez.

 

Çoban kardeşlerden Orhan Öztürk şampiyonluk sonrası yaşadıklarını: "Elde ettiğimiz başarının çok büyük bir başarı olduğunu biliyorduk. Fakat sonrasında bu spora devam edebilmek adına Ertuğrul Sarı hocamızın dışında herhangi bir destek bulamadık. Bu da haliyle bizim moral ve motivasyonumuzu olumsuz yönde etkiledi. Çalışma potansiyelimiz neredeyse yarı yarıya düştü diyebilirim. Sonuçta biz orada, Gümüşhane'yi ve ülkemizi temsil için bulunduk. Bu süreçte ailemizden, arkadaşlarımızdan, birçok şeyden feragat edip bu yarışlara hazırlandık. Sadece simit ve ekmek yiyerek çalıştık. Sonuç olarak aldığımız tepki, göremediğimiz değer bizi üzdü. Başka branşlarda başarı kazanmış sporculara verilen değeri biz göremedik. Tebrik etme adına bile hiç kimse bizi arayıp sormadı." diyerek anlatıyor.

 

Hedefleri 2020 Tokyo Olimpiyatları

 

Çocukluktan beri koşucu olmanın hayalini kuran kardeşlerin hayallerine ulaştığı bu yolda, bu başarılar onları tatmin etmez. Öztürk kardeşlerin şimdiki hedefi ise 2020 Tokyo Olimpiyatlarında şampiyonluklar elde etmek. Onur Öztürk, "Kendime hedef  olarak 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda şampiyon olmayı koydum. Daha çok çalışarak elde ettiğim başarılarıma bir yenisini daha eklemek istiyorum. Yaşımın avantajını da kullanıp birçok olimpiyatta ülkemizi temsil etmek istiyorum." diyerek hedeflerini anlatırken Orhan Öztürk, "Ben de kardeşim Onur gibi 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda Ertuğrul Sarı hocamla birlikte dereceler kazanmak istiyorum. Kendimi bu süreçte daha çok geliştirerek yapılacak bütün yarışlarda milli formayı layığıyla temsil etmek istiyorum." diyor. Azmin, çok çalışmanın ve başarmanın en güzel örneğini teşkil eden Öztürk kardeşler, isimlerini duyuracakları günleri iple çekiyor.

 

 

 

 

Bu haber 46 defa okundu
Yorumlar
Bu Habere henüz yorum yapılmadı.