GÜNCEL » AvrupadAnadolu; Sanatolia
29 Nisan 2019 Pazartesi 

Malatya'da dünyaya gelen Tamer Barış Ülger, yıllar önce Hollanda'ya yerleşir. Memleket sevdası öyle baskın gelir ki, bu özlemle kolları sıvar. Hollanda'da bir ilki gerçekleştirir ve ilk Türk Kültür ve Sanat Merkezi Sanatolia'yı kurar. Burada Türk kültürüne ait hat, minyatür, tiyatro, resim, müzik gibi pek çok sanat icra edilir. Dört ayda 30 kişiye ulaşan ekiple Türk kültürü hem yaşatılır hem de Avrupalı'ya gösterilir.

 

Haber: Hüsameddin Ekici

 

Türkler ilk olarak Altay-Sayan Dağları'nın kuzey batısı, Tanrı Dağları'nın kuzeyi, Aral Gölü çevresi ve Hazar Denizi'nin doğusunda yaşarlar. Türkler, anayurtları olan Orta Asya’dan çeşitli nedenlerden dolayı göç etmek zorunda kalırlar. 21. yüzyılda bile sebepleri değişmekle birlikte göç etmeye devam ederler. Dış İşleri Bakanlığının kayıtlarına göre yurt dışında yaşayan 5,5 milyonu aşkın Türk'ün yaklaşık 4,6 milyonu Batı Avrupa ülkelerinde yaşıyor. Geri kalanı ise Kuzey Amerika, Asya, Orta Doğu ve Avustralya’ya yerleşir. Türkiye’ye kesin dönüş yapmış olan Türklerin de bulunduğu bilinse de ailevi sebepler, çalışma gibi nedenlerden dolayı dış göçler hala devam ediyor.  Bu durumun böyle gitmesine gönlü razı olmayan Türkiye aşığı birçok insan bulunuyor. Bunlardan biri de Tamer Barış Ülger. Malatya doğumlu olan Ülger, yıllar önce Hollanda'ya yerleşir. Hollanda’ya yerleşmesiyle orada bulunan Türklere kültürlerini ve sanatlarını yaşamak ve yaşatmak adına kolları sıvar. Türk kültürünü unutturmamak, her zaman yaşatmak adına hareket eder. Hollanda'da bir ilki gerçekleştirip ilk Türk Kültür ve Sanat Merkezi olan Sanatolia'yı kurar. Sanatolia ile Avrupa ve Anadolu’yu birleştirerek, Türk kültürünü ve sanatını uzak diyarlara taşımayı hedefler.  

 

"Hayalsiz insan kanatsız kuşa benzer"

 

Tamer Barış Ülger, Malatya'da dünyaya gelir. 33 yaşındaki Türkiye sevdalısı genç bir eğitimcidir. Çocukken tek bir hayali vardır, o da sanatçı olmaktır. Ülger tiyatro, resim,  müzik gibi sanata ve oradan sanatçı olma yoluna iter kendini. Hiçbir zorluğa aldırmadan her türlü fedakarlığa katlanmayı göze alır. Ülger, “Hayalsiz insan kanatsız kuşa benzer. İşte benim hayalim de sanatçı olmaktı. Tek problemim vardı. O da nasıl sanatçı olunur bilmiyordum ama ısrarcılığım vardı. Sanatın ve edebiyatın damarlarımda gezindiğini hissetmeye başladığımda küçük yaşlardaydım. Resim çizip taklitler yapıyor, babamın kalın kitaplarını okumaya çalışıyordum. İleride gençlik ateşiyle bu sanata karşı olan tutkum kora dönüşmeye başladı. Güzeli aramak, şiir yazmak, resim çizmek, müzik yapmak, bir sahne anlatıcısı olmak gayesindeydim. 'Bunların hiçbiri para etmiyor' dedi büyüklerim. 'Sigortalı bir iş, sıcak bir aş, her gün kavga etmeye hazır bir eş yeter' diyorlardı. Yetmiyordu bana. Küçüklüğümden beri parayı pek önemsemiyordum. Hayallerim göğsüme sığmıyordu. Belki vali olamayacaktım ama en önemlisi adam olacaktım.” ifadesiyle insanın hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini anlatıyor.

 

Dört ay içinde otuz kişilik kadro

 

Ülger, Hollanda'da bulunan 395 bin Türkün kopmak istemeyip de kopmak zorunda kaldığı kültürlerinden uzak yaşadığını ve büyük bir karmaşa içerisinde olduklarını görür. Türk kültürünü ve sanatını orada bulunan Türklere yeniden hatırlatmayı ve Avrupalıya öğretmeyi amaç edinir. Ülger'in Hollanda’ya gittiği yıl Türklerin gelişinin 50. yılı kutlamaları esnasında Türk kültürünün ve sanatında aksaklıklar olduğunu görür. Daha sonra  vatanına özgü tatları yeniden tattırmayı hedef olarak belirler. Ülger bu durumu şöyle ifade ediyor, "Ellinci yıl etkinlikleri sırasında fark ettim ki bir Türk kültür sanat merkezi açamamışız. Bu durum beni hem şaşırttı hem üzdü. Sanatımızı Avrupa insanına istikrarlı şekilde gösterme ve yaşatma fırsatı yaratamamışız ne yazık ki. Özellikle gençler iki kültürün arasında kalmış ve bir kimlik çatışmasına girmiş. Ben kimim sorusunu bile kendine soramaz olmuş. Bunları görünce kolları sıvadım ve altı ay içinde kurumun oluşum ve işleyiş şemasıyla birlikte Türk müzesinde bir oda kiraladım. Burada Genel Kültür ve Sanat adı altında dersler vermeye başladım. Odayı kiralarken oradaki yetkililer bile bu işin yürüyemeyeceğini, gençlerin on dakikanın üstünde burada kalmayacaklarını söyledi. Dört ay içinde otuz kişilik bir kadro ile müzik yapmaya, şiir dinletisi düzenlemeye, tiyatro oyunları sergilemeye, festivallerde yer almaya başlayan aile görünümlü bir ekip oluştu.” Böylece Tamer Barış Ülger, gözlemleriyle belirlemiş olduğu hedefin noktasını tutacak fikri oluşturur.

 

İlk Türk Kültür ve Sanat Merkezi Sanatolia

 

Ülger öğrencilerine başarıya giden yollarının şekillenmesini şu şekilde açıklıyor: “Emeklerinin karşılığını gören öğrenciler bir çiçek gibi açmaya başladılar adeta. Bu motive hayatlarına yansıyor, hayatlarında yeni kapılar açıyordu. Etkinliklerimizden birini şu an kullandığımız yerin sahibi izliyor ve çok beğenip bize kendi mekanını altı ay karşılıksız veriyordu. Tüm bunlar Hollanda’nın kompleks yapıda ilk Türk Kültür ve Sanat Merkezi olan Sanatolia’nın temellerini atmamıza sebep olacaktı. Öyle de oldu. Sanatolia'nın temellerini attık. Sanatolia Hollanda'da Adalet Divanı'nın bulunduğu ve Amsterdam’dan sonra siyasi başkent kabul edilen Lahey'dedir. Merkezimizin bulunduğu Scilderswijk bölgesi doğu ve batı kökenli ya da oradan gelme insanların oluşturduğu bir muhit. Yolda yürürken Türk, Kürt, Arap, Polon, Bulgar, Faslı, Hindistanlı gibi her milletten insanı. görüyorsun. Bu bağlamda bir doğu batı sentezi yaşanıyor."  

 

"Sanatın bize ne katabileceğiyle ilgileniyoruz"

 

Büyük hayallerle hareket eden Ülger, Sanatolia'nın amacını ise, "Sanatolia toplumun bağlarını sanatla ve bireyler arası diyaloglarla pekiştirmeyi amaç edindi. Yapacağımız etkinliklerde samimiyet ve beraberlik duygusu ön planda olmalıydı ve öyle de oldu." diyerek açıklıyor. Tamer Barış Ülger, "Hollanda'da Türk gençlerinin edebiyat, şiir, resim, müzik ve tiyatro sanatını kullanarak kendi kimliklerini oluşturma, soru sorup cevap arama, iyi ve yararlı bir insan olma açıklarını gördüm. Sanatın iyileştirici gücü nefes aldırıyor. Yeni bir nesille daha bilinçli, daha kültürlü, daha güçlü bir kişilik inşa ediliyor. Sanatın ne olduğundan daha çok bize ne katabileceğiyle ilgileniyor ve sanatın iyileştirici gücünü üstümüzde deniyoruz. Sanat; algımızı, bakış açımızı değiştiriyor; insan olduğumuzu, kim olduğumuzu ve misyonumuzu hatırlatıyor bizlere." diyerek sanatın gücünü hatırlatıyor.

 

Sanatolia, öğrenmek isteyene odaklanan bir eğitim merkezi. Ülger bu durumu, "Sanatolia bünyesinde an itibariyle en küçük yaştaki öğrencimiz 4, en büyük yaştaki öğrencimiz 45 yaşında. Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki bütün öğrencilerimiz çok özel. Öğrencilerimizin aileleri de öyle. İstiklal Marşımızı on kıta öğrendiği için ailesinin övünç kaynağı olan bir kızı; kötü huyunu terk ettiği için annesinin duasını alan bir öğrenciyi, özgüvenini kazanmış olmanın rahatlığı içinde bir çalışanı, dedesine Köroğlu hikayelerini anlatıp şaşırtan torunları görüyoruz. Tüm bunları bizi mutlu ediyor." cümleleriyle anlatıyor.

 

Anadolu'dan kilometrelerce uzakta Anadolu izleri

 

"Çoğu gönüllü eğitmen kadromuzda anne-çocuk, çocuk gelişimi, yaratıcı drama, tiyatro ve Türkçe, genel kültür ve sanat, bağlama dersleri verilmeye başlandı. Çok kısa zamanda Sanatolia’nın ürünleri Avrupa genelinde ve uluslararası birçok festivalde boy göstermeye ve takdir toplamaya başladı. Tezhip, hat, minyatür, yağlı boya sergisi, müzik dinletisi, şiir dinletisi ve tiyatro oyunu aynı gün Avrupa insanına sergilendi. Kültürümüzün tanıtımı açısından büyük önem arz eden bu etkinliğe basın da çok ilgi gösterdi.” diyen Ülger, Anadolu’nun izlerini hangi milletten olursa olsun insanlara hissettirdiklerini belirtiyor ve ekliyor, "Onuncu yılını kutlayan Den Haag Classique Festival kapsamında yüz kişilik bir orkestra önünde klasik müzik eşliğinde tamamı Avrupalı olan yüzlerce seyirciye Aydın, Kars ve Elazığ yörelerinden Kafkas ve Bagi örnekleri gösterildi. Belki de dünyada bir ilk olma özelliği gösteren performanslar arasında arşivimizde yer aldı. Roterdam ve Lahey civarında ‘Onur ve Barış’ isimli oyunumuzun yanı sıra, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında çocuklarımıza Flemenkçe gösteriler sergilendi. Dünya Kadınlar Günü toplantıları ile kadınlarımızın kaynaşması, tanışması sağlandı. Yaklaşık 60 Türk gencinin aktif rol aldığı Sanatolia ve Hollanda Diyanet Camilerinin ortak projesi olan Çanakkale Destanı, yüzüncü yılında çok büyük seyirci kitlesine gururla sergilendi. Çanakkale oyunu bir milattı. Çünkü oyunu izleyen insanların çoğu duygulandı ve ağladı. Gelip oyunculara sarıldılar. Beraberce birlik beraberlik türküleri söylediler hep bir ağızdan.”

 

Ülger, “Avrupa Türkü kimliğini kaliteli bir biçimde oluşturmak istiyoruz. Sanat merkezimizin eğitmen kadrolarını genişletip Avrupa’nın sağlam bir kültür sanat evi olmak, Almanya, Belçika, Fransa gibi Avrupa’nın büyük ülkelerinde oyunlarımızı sahnelemek, oradaki insanlara ulaşmak genel çaptaki hedeflerimizdir. Kıymetli olan hedeflerimizdir aslında. İyiyi, güzeli, doğruyu ararken daha iyi bir insan olmak, insan kalmak. Sanatın estetik yağında kavrulup insanca yaşayıp insanca ölmek bizim ana hedefimizdir.” diyerek hedeflerini belirtiyor ve sözlerine son veriyor.  

 

 

Bu haber 23 defa okundu
Yorumlar
Bu Habere henüz yorum yapılmadı.