GEZİ » Komşu’nun saklı cenneti: Sakız Adası
15 Eylül 2015 Salı 

Sakız Adası’nda günümüzde her dönemden kalma eserler bulunmaktadır. Burada 11. yüzyıldan kalma olan Nea Moni manastırı, UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’nde kendine yer bulmuştur. Bu adada bu ve buna benzer çok sayıda eser de bulunmaktadır.

 

Yurtdışı tatili deyince, insanın aklına hep uzaklar, uzun yollar, masraflı harcamalar geliyor ama işin aslı öyle değil. Yanı başımızda birbirinden güzel Yunan adaları var. Bunlardan biri de Yunanistan’ın beşinci büyük adası olan Sakız Adası. Ege Denizi’nde Karaburun Yarımadası’nın karşısında bulunan, Türkiye sahillerine 6 km uzaklıkta, İzmir’in Çeşme İlçesi’nden gemi yolculuğuyla 45 dakikada ulaşılabilecek mesafede olan Sakız Adası, toplam 52 bin nüfusu ile yeni yerler keşfetmek isteyenlerin yeni adreslerinden biri olarak öne çıkıyor.

 

Bir diğer adı “Hora” olan Sakız Adası, ismini adada bolca bulunan damla sakızı ağacından alıyor. Yunan Mitolojisinin efsanevi Girit Kralı Olinopionos kızı Chioni’nun da diğer bir isim kaynağı olduğu söyleniyor. Sakız Adası’nın İngilizce ismi Chios olarak biliniyor. Ayrıca, meşhur İlyada ve Odesa Destanı’nın yazarı Homeros’un, Sakız Adası’nda doğduğu rivayet ediliyor.

 

Ortaçağ kentlerini gezmeyi sevenlerin görmesi gereken bir yer.  Diğer adalar gibi turistik deniz-kum-güneş adası kimliğinin yanı sıra tarihi bir kimliği de var buranın Mavi - beyaz Yunan adası imajı da sarsılıyor burada, sarı taş binalar kafanızda yepyeni bir ada kavramı oluşturuyor. Adanın belirli yerlerinde yapılan kazı çalışmaları sonucunda, bu adada yaşamın Neolitik çağdan itibaren yani milattan önce 6000’li yıllardan beri süregeldiği belirlenmiş. Bu adada ilk kolonileşme milattan önce 1100 yıllarında İyonyalılar tarafından gerçekleştirilmiş. İyonyalılar döneminde bu ada, antik Yunanistan’ın en önemli ticaret merkezi haline gelmiş. Daha sonra ilerleyen yıllarda, milattan önce 5. yüzyılda, Atina ile Sparta şehirleri arasındaki yapılmış olan savaşta, bağımsızlığını koruması açısından bazen Atina bazen ise Sparta ile işbirliği yapmış.

 

İyonyalılar’dan sonra sırasıyla, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar ve Cenevizliler tarafından yönetilen ada nihayet 1566 yılında Osmanlılar tarafından alınmış ve 1912 yılında bağımsızlığını kazanana kadar Osmanlı hâkimiyeti altında yaşamış. Adalı Rumlar, Osmanlı yönetimi altında, kendi hallerinde deniz ticareti ve sakızcılık ile uğraşıyor, refah içinde yaşıyor ve çok ağır olmayan vergilerle neredeyse özerk bir statüde hayatlarını sürdürüyorlarmış. Sakız Adası 11 Kasım 1912 tarihinde bağımsızlığını eline almış. Bundan sonra da Yunanistan’a bağlanmış. Günümüzde nüfusu 50 bin dolaylarında olmasına karşın, 1920’li yıllarda bu sayı 80 bin civarındaydı. Bu nüfus azalışının sebepleri arasında 2. Dünya Savaşı’nı, 1950 – 1970 seneleri arasında Amerika, Kanada ve Avustralya’ya gerçekleştirilen göçleri sayabiliriz.

 

Sakız Adası’nda 66 köy bulunuyor.  Tarihte, bu köyler korsanlardan korunmak için kale şeklinde inşa edilmiş.  Bu köyler, küçük vadileri, şifalı baharatları, Ortaçağ mimarisi ve rengârenk dar sokaklarıyla ziyaretçilerini hayran bırakır. Çok sayıda ziyaretçiyi çeken Sakız Köyleri’nin en önemli özelliği, evlerinin ve kiliselerinin dekorasyonunun da kullanılan süslemelerdir. Sakız Adası’na Cenevizliler döneminde getirilen bu süsleme tarzına ksista (çizik) adı verilir. Bu benzersiz süslemenin bir sistemi vardır; binalar önce iyi bir kaplama ile kaplanır, sonra siyah kum geçirilir ve son olarak da, daha yumuşakken, ustalar geometrik şekiller vermektedir.

 

Bu köylerin bir diğer özelliği ise özellikle adanın güneyinde ki, sakız üretiminin yapıldığı köylerin çok iyi korunmuş olmaları ve Ortaçağdan kalma bu köylerin henüz tamamen turistik hale gelmemeleridir. İnsanlar, yüzlerce yıllık evlerde hala yaşıyorlar. Yunanistan’ın anakarasından uzak olmasından dolayı kültürlerini çok iyi korumuşlar. Burada, klasik Yunan kültürünün yanı sıra Anadolu kültürünün izleri de yok değil.

 

Adada saat 14.00’den 18.00’e kadar siesta yapılıyor. Bu saatler arası adeta hayalet şehir oluyor burası. Deniz kenarı İzmir kordonu gibi yan yana dizilmiş kefelerden oluşuyor. Denizden içeri girdikçe alışveriş için dükkânlar bulunuyor. Adada plajlar organize olanlar ve olmayanlar olarak ikiye ayrılıyor. Organize olanlar bir işletmeye bağlı olanlar organize olmayanlar ise hiçbir şeyin bulunmadığı kendi imkânlarınızla kısıtlı olanlar. Sipariş verin veya vermeyin oturduğunuz her yerde hemen buzlu su ikramı geliyor ve her hesap ödediğinizde yanında lezzetli ikramlar geliyor. Burada yol kenarında içinde mum yanan küçük kulübeler var. Bu kulübeler o noktada trafik kazası geçirip ölmüş kişiler için yapılıyormuş. Merhum kişinin yakınları zaman zaman ziyaret edip mum yakıp su bırakıyorlarmış.

 

Adanın olmazsa olmaz gezilecek yerleri arasında Karfas Plajı, Agia Fotia Plajı, Bella Vista Plajı, Kontari Plajı, Kampos, Sakız Limanı, Nea Moni Manastırı, Kastro Pyrgi Köyü, Anavatos Köyü Arkeoloji Müzesi, Guistiniani Sarayı, Mesta Köyü, Denizcilik Müzesi, Bizans Müzesi, Olimpi Köyü, Heraklion Bahçeleri, Daskolopetra Plajı, Mavra Volia Plajı, Komi Plajı, Elinda Plajı ve Nagos Plajı yer alıyor.  Nea Moni(Yeni Manastır), adanın tam merkezinde konumlanan, tarihi dokusu oldukça fazla olan bir manastır. Burası 1045 senesinde, Bizans döneminde inşa edilmiş. Bu manastıra tepeden bakıldığında, gerek düzenlemesi gerekse yapısında bulundurdukları ile adeta çevrili bir köy görünümünde. Bu manastır günümüzde bakım halinde ve tadilatın tamamlanmasına ise oldukça kısa bir süre kalmış durumda. Burası bünyesinde bir de Bizans Müzesi barındırmaktadır.

 

Anavatos Köyü, Sakız Adası’nda amfi tiyatro şeklinde kurulmuş bir köydür. Oldukça dik bir yamaç kayalık bölgesine konumlanmış bir köydür. Bu köy, Osmanlı’nın buraya egemen olduğu son dönemlerde epeyce gelişir. 1822 senesindeki olaylar sonucunda terk edilmiş bir köy görünümüne bürünen bu alanın günümüzde de kısım kısım onarımı halen sürmektedir. Bu köyde yapılan bazı çalışmalar sonucunda, buranın Bizans dönemine ait olduğu savunulmaktadır.

 

Adada yer alan en etkileyici yerlerden biri olan ve ortaçağdan kalma Pyrgi Köyü ise günümüze dek çok iyi muhafaza edilmiştir. Etkileyici dar sokakları ve evlerin cephelerinde yer alan oymalarıyla turistlerin en çok ilgisini çeken köylerden biridir. Ortaçağ’dan kalma diğer önemli köyler ise surlar içinde dar sokaklarıyla etkileyici bir görüntü oluşturan Mesta ve Olimpi isimli köylerdir.  

 

Arkeoloji Müzesi ise, Sakız Adası’nın oldukça köklü olan tarihine ışık tutuyor. Arkeoloji Müzesi’nde de bu tarihi dokuya ait oldukça eski eserler sergileniyor. Özellikle Neolitik döneme ait pek çok eseri burada görmeniz mümkündür. Bu müze, Sakız Adası’nın merkezinde yer alıyor.

 

Sakız adasında bizlerden iyi Türkçe konuşan ve bilinenin aksine Türkleri seven birçok insan bulunuyor.  Misafirperver ve güler yüzlü yapmacıklıktan uzak bir halkı var. Kısacası, Sakız Adası gezilip görülmesi gereken bir yer.

 

Adanın güneyinin en önemli özelliği sakız ağaçları! Adanın ismini aldığı bu ağaçlar sadece güneyde sakız salgılıyor. Ağaçların altına kirecimsi beyaz bir toz döküyorlar ve ağaçların gövdelerini çiziyorlar. Böylece ağaçtan akan sakız toprağa bulanıp kirlenmiyor, beyaz toza yapışıyor, daha sonra yıkanarak tozdan ayrılıyor. Burada sakıza "mastik" deniliyor. Adanın kuzeyindeki ağaçlardan sakız elde edilemiyor.

Bu haber 915 defa okundu
Yorumlar
Bu Habere henüz yorum yapılmadı.