Öğrenci Köşesi/Vehbi Demir
27 Mart 2020 Cuma
gif.habermerkezi@gmail.com

Yokluğun verdiği zenginlik

Evde kalan üç öğrenci arkadaş, aradan geçen onca zamandan sonra ceplerindeki bütün parayla manava gidip alabildikleri kadar meyve almaya karar verirler. Fiyatlardaki pahalılıktan dolayı uzun süre uğrayamadıkları manavın yolunu neredeyse unutmuşlardır. Manava giden üç arkadaş ellerindeki tüm parayla biraz leblebi iki adet soda birazda elma alır ve evin yolunu tutarlar… Aldıkları nevaleyle, evin mutfağında kendilerince mükellef bir masa kurarlar. Ki adlıkları öyle mükellef bir masa kuracak kadar değildi zaten. Oysaki onlar her şeye rağmen bu masayı “Halil İbrahim Sofrası” olarak görüyorlardı ve çok mutluydular. 

 

Janti bir şekilde giyinip öyle oturmak istediler masaya. Böyle giyinmek istemeleri,  yokluk içinde buldukları nimete saygı göstermekti.  Ayrıca aldıkları nevaleyi tüketirken her zamanki gibi felsefi, kültürel ve edebi sohbetler edeceklerini biliyorlardı.  Sohbetin uzun sürmesi için az olan nevalelerini azar azar tüketiyorlardı. Meyve masasına saygı gösterip masada saatlerce edebi bir şekilde sohbet ediyorlardı. Üç arkadaş nevalelerini yudumlarken arkada kısık sesle Âşık Mahzuni Şerif Yiğit Muhtaç Olmuş Kuru Soğana Türküsü çalıyordu. Gecenin ilerleyen saatlerinde, Neşet Ertaş, Erkan Oğur, Âşık Veysel ve daha birçok halk ozanından türküler çalındı.

 

Dünya Sinemasından bahsedildi, gündem tartışıldı. Hümanistliğin ne demek olduğunu bir birlerine sorular sorarak hiperaktif bir şekilde anlamaya çalıştılar. İçlerinden birisi, “hümanistlik insanı tanrısallaştırmaktır” dedi. Diğer iki kişide bu ortaya atılan düşünce üzerine filmlerden müziklerden örnekler vererek arkadaşlarının düşüncesini sağlamlaştırdılar. Birbirlerinin tezini yok saymadılar. Saygı çerçevesi içerisinde ortaya attıkları tezlere antitezler üretip bir sentezde buluştular. Gece şahaneydi, yokluğun verdiği zenginlikti bu. Tek dertleri kendimizi nasıl daha iyi geliştiririz? Sorusuna her zaman bir yanıt bulup, buldukları yanıtı hayatlarına uygulamaktı. Ben inanıyorum bu yolun sonunda kocaman bir manavınız olacak, sizler yeterki azminizi ve inancınızı kaybetmeyin.  Bilmediğini bilen insanlar kendilerini geliştirmişlerdir.