Dr.Öğr. Üyesi Ersin Diker
28 Ekim 2019 Pazartesi
ersindiker@gmail.com

Dijital yaşıyoruz, dijital

Dijital yaşıyoruz, dijital.

Aşklar dijital, üzüntüler dijital, sevinçler dijital, başarılar dijital, kaygılar dijital ve daha niceleri dijital…

 

Dünyada yaşanan dijital gelişmeler toplumları ve bireyleri etkilemeye devam ediyor. İnternet, Web 4.0, Endüstri 4.0., yapay zeka, robotlar, akıllı teknolojiler ve 3D baskı teknolojileri gibi gelişmeler insan hayatını kolaylaştırıyor ve öte yandan iletişimi, siyaseti, ekonomiyi ve sosyo-kültürel değerleri de etkiliyor.  Bu etki ile birlikte insan davranışları ve alışkanlıkları da değişiklik gösteriyor. Bu yazıda teknolojik gelişmelerin iyi yönlerinden ziyade iletişimin dijitalleşmesi ile birlikte bazı duygu durumlarımızı ve davranışlarımızı dijital ortamlarda nasıl yansıttığımız konusuna değinmek istiyorum. 

 

İnternet, sosyal medya araçları, akıllı telefonlar ve tabletler hayatımızın tam merkezinde yer almış durumda. Özellikle sosyal medya ve akıllı telefon bağımlılığının her geçen gün arttığını görmekteyiz. Gece yatmadan önce şöyle bir sosyal medya hesaplarımı kontrol edeyim dedikten sonra dakikalar geçiyorsa, sabah uyanır uyanmaz ellerimiz cep telefonumuza uzanıyorsa, gün içerisinde her 5-10 dakikada bir telefonlarımızı ve sosyal medya hesaplarımızı kontrol ediyorsak, günlük işlerimiz bu yüzden aksıyorsa, sosyal medyada bir paylaşım yaptığımızda kaç beğeni ve yorum almış diye sürekli bakıyorsak sosyal medya bağımlısı olmuşuzdur diyebiliriz. Bunların yanına dijital oyun bağımlılığına da ekleyebiliriz.

 

Öyle ki, iletişim kurmak için kullandığımız bu araçlar kimi zaman iletişimi engelleyen araçlar haline gelmektedir. Nasıl mı? Bununla ilgili geçtiğimiz yıllarda yazmış olduğum “İletişimi Engelleyen İletişim Araçları” başlıklı yazımdan bir bölümü aynen aktarıyorum. “Okulda, işyerinde, yemekhanede, kantinde ya da sokakta tanıdığımız insanları görmezden gelmek, yüz yüze karşılaşmamak ve onlarla iletişim kurmaktan kaçınmak için hemen cep telefonumuzu çıkartıp onunla ilgileniyormuş gibi yapıyoruz. Burada şunu diyebilirsiniz. “Zaten amacımız iletişim kurmak değil. Cep telefonunu bunun için sadece bir araç. Peki,  aynı masada veya ortamda bir arada olan insanların  sohbet etmek yerine hep birlikte cep telefonları ile ilgilenmelerine ne dersiniz? Ya mesajlarımıza bakıyoruz ya da sosyal medya hesaplarımıza. Youtube’tan video izliyoruz, Google’dan aramalar yapıyoruz  veya web sitelerinde sörf halindeyiz. Aynı evin içerisinde yüz yüze konuşmak yerine Whatsapp’tan birbirimize mesaj atıyoruz. Televizyon açık haldeyken kaçımız birbirimizle konuşuyoruz. Aynı anda iki ekranı da birlikte kullanıyoruz (Televizyon ve cep telefonu).”

 

Sosyal medyada güncellenen durumlarımızla sosyalleşiyoruz. Üzüntümüzü, sevincimizi, başarımızı, başarısızlığımızı, öfkemizi, mutluğumuzu, yediğimizi, içtiğimizi, gezdiğimizi, gördüğümüzü ya da başka bir ifade ile varımızı yoğumuzu sosyal medyada paylaşmadan duramıyoruz. Birileri kendisiyle ilgili üzüntü, sevinç veya güzel duygular içeren paylaşımlar yaptığında emojilerle tepkimizi belirtiyoruz. İnsanoğlu yazılı iletişimi bırakıp resimli iletişime dönüyor tekrardan. Bir like” bir emoji çok şey anlatıyor. Merak edenler için  “Emoji Anlamları ve Kullanımlar Sözlüğü” https://emoji.com.tr/emoji-anlamlari/ yayınlanmış. Ayrıca kutlamalar içeren önemli günlerimizde mesajlarımızı kişiselleştirmek ya da arkadaşlarımızı aramak yerine toplu mesajla bu görevimizi yerine getiriyoruz.

 

Belki de bizi yakınlaştırdığını düşündüğümüz iletişim araçları kimi zaman bizi birbirimizden uzaklaştırıyor. Ne dersiniz?